26/2/2008

İlginç Bilgiler!

*Yeni Zelanda’da yaşayan Kea adında bir cins papağan araba pencerlerinin etrafındaki kauçuk şeritleri yer!
* Kaydedilen en uzun tavuk uçuşu 13 saniyedir
* Dünyadaki beyaz karıncaların toplam ağırlığı insanlarin 10 katıdır.
* Eşeklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir.
* Kedilerin her bir kulağında 32 adele vardır.
* Kutup ayıları solaktır.
* Zürafalar 35 cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptirler.
* Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.
* Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.
* İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür.
* Develerin üç tane kaşı vardır.
* Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar.
* Istakozların kanı mavi renktedir.
* Eski Mısır’da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı.
* Fil yavrusu, hortumuyla annesinin kuyruğuna tutunarak dolaşır. Sürü içindeki...

DEVAMI :Mizahcinin Dünyası

26/10/2007

Büyük Beyaz Köpekbalığı

Büyük beyaz köpekbalığı (Carcharodon carcharias), Lamnidae familyasından bir köpek balığı türü.

Boyu 7 metreye ağırlığı 1.7 tona kadar ulaşabilen bu köpekbalığı, bütün dünyadaki ılıman sularda, dolayısı ile Türkiye'nin Akdeniz, Ege ve Marmara[kaynak belirtilmeli] kıyılarında bulunur. Türkiye'de gerçek adı olan Harharyas, Rum kökenli balıkçılardan kalan bir kelimedir, balığın latince adından türetilmiştir. Bir çok insan, Türkiye'de bu balığın var olmadığını düşünse de, bilimsel gerçekler ve yaşanmışlıklar bu iddianın tam tersini anlatmaktadır. Özellikle 1960-1985 yılları arasında, oldukça fazla sayıda Türk karasularında görülen bu balığın İstanbul Boğazı'ndaki Orkinos dalyanlarına bile girdiği birçok fotoğraf ile belgelenmiştir. Marmara Denizi'de 1985 yılından itibaren Orkinosların kaybolması ile bu balık Marmara sularında görülmemeye başlamıştır. Harharyas, özellikle antik dönem Akdeniz'inde çok bilinir ve Büyük Lamia Canavarı diye anılırdı.

Sanılanın aksine, Türkiye'de bugüne kadar kayıtlara geçmiş iki köpek balığı saldırısı vakası olmuştur, her iki vakada da saldırganın bir Büyük Beyaz Köpekbalığı olma ihtimali yüksektir, zira Türkiye karasularında, bu balıktan başka kıyıya sokulan büyük köpekbalığı cinsi yoktur. Bahsedilen köpekbalığı saldırılarından birincisi, Antalya Konya altı Plajı'nda 1960'li yıllarda yaşanmıştır. Saldırıya uğrayan kişi, görgü tanıklarının ifadesine göre Konyaaltı plajında alargada bağlı duran bi Türk savaş gemisinden bir erdir. (Kaynak: Fikriye Şekerci)Bu saldırıda o dönem deniz kıyısında bulunan şehir mezbahasının büyük etkisi olduğu iddia edilir. İkinci vaka ise sebebi hiçbir zaman tam olarak çözülemeyen İstanbul Tuzla'da Dr. Güngör Güven'in zıpkınlı balık avı yaparken maruz kaldığı meşhur olaydır, çoğu kez balıkçıların dinamit kullanımı yüzünden olduğu iddia edilen vaka, görgü tanıklarının iddialarına göre bir köpekbalığı olasılıkla o dönem Marmara'nın yerli balıklarından sayılan harharyas saldırısıdır.

Köpekbalığının özellikleri

Köpekbalıklarının kemikleri yoktur.İskeletleri kıkırdak adı verilen (insanlarında burun ve kulak gibi organlarında bulunur) bir maddeden oluşur.Okyanuslarda yaşarlar.Bu balıkların diğer önemli özellikleri ise sert ve dişe benzer pullara sahip olmaları ve yüzme keselerinin bulunmayışıdır.Yüzme keseleri olmağı için hareketsiz kaldıkları zaman suda sabit kalamaz ve hemen zemine düşerler bu yüzden de sürekli hareket halindedirler. Köpekbalıkları küçük balıklarla beslenirler ve sürekli hareket halindedirler bu yüzden uyumazlar.Bu yüzdende eğitilmeleri imkansızdır.İnsanlara saldırma nedenleri; insanın su içerisinde fok a benzemesi olduğu düşünülmektedir.Çünkü köpekbalıkları insan etinden hoşlanmazlar.güçlü çeneleri sayesinde avını kolayca parçalaya bilirler.Ve diş yapıları testere gibidir.Isırdıktan sonra alt çenesini yerinden çıkartarak avının kurtulma ihtimalini ortadan kaldırır.Dişleri 4 sıradan oluşur böylece dişleri kırılsa veya avının üstünde kalsa bile diğer dişleri devreye girer.

26/10/2007

Köpek Balıkları ...

 

Köpekbalığı, kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) sınıfının Elasmobranchii alt sınıfını oluşturan iki üst takımdan biri olan Selachimorpha (diğeri, Batoidea) içinde sınıflanan canlı türlerinin ortak adıdır.

Sınıflama

Günümüzde varlığını sürdürmekte olan yaklaşık 360 köpek balığı türü bulunmaktadır ve bunlar sekiz takımda sınıflanmaktadır. Köpek balıkları (Selachimorpha) üst takımının kıkırdaklı balıklar (Chondrichthyes) sınıfı içindeki yeri ve içerdiği takımlar aşağıda sunulmuştur:

  • Üst takım: Batoidea - Vatozlar ve tırpana balıkları
  • Üst takım: Selachimorpha - Köpek balıkları

Bazı ülkelerde canavar balık ismiyle nitelendirilir.İnsan eti dahil her eti yerler.Dişiler doğum yaptıktan sonra yavrularından ayrılırlar ve tekrar başka bir erkek köpekbalığıyla ilişkiye girerler.

 

25/10/2007

DİŞİ BÖCEKLER !!!

Kuran’da bazı böceklerden söz edilirken özellikle dişi olanlarına vurgu yapılır. Bu böceklerin dişi olanına vurgu yapılmasının sebebi böcek bilimi gelişmesiyle anlaşılabilmiştir. Kuran’da kendisinden bahsedilen dişi böceklerden birisi arıdır.

Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.(16 Nahl Suresi 68)

Bu ayette vahyedilen tüm arılar değildir. Erkek ve dişi arı ayrımı yapılmış, yuva yapması ve bal yapması için dişi bal arısına vahyedildiği bildirilmiştir. Peki ama neden dişi bal arası? Neden erkek değil yada neden ikisi beraber değil? Bunun sebebini bize bilim adamları söylemektedir.

Arılar üzerinde yapılan araştırmalarda; işçi arıların dişi bal arıları olduğu bunları kovandaki her şeyi yaptıkları ortaya konmuştur. Erkek bal arılarının bu tarz hiçbir görevi yoktur. Onların görevi sadece kraliçe arıyı dölleyerek arı neslinin devamının sağlanmasıdır. Tüm evreni yaratığı gibi arıları da yaratan yüce Allah, insanların arılar hakkında böyle bir bilgiye sahip olmalarının imkansız olduğu bir dönemde ayette bu ayrımı yaparak insanlara doğru bilgiyi ulaştırmıştır.
Allah’ın Arının dişisinin görevlerini bu şekilde Kuran’da belirtirken, dişi örümceğin evinin ise en güvenilmez ev olarak göstermektedir.

Allah’tan başka dostlar edinenlerin örneği, kendisine ev edinen dişi örümceğin örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en çürüğü (en güvensizi) dişi örümceğin evidir. bir bilselerdi ! (29 Ankebut Suresi, 41)

Burada da görüldüğü gibi en güvensiz ev dişi örümceğin evidir. Böyle bir detayın verilmesinin nedeni dişi örümceğin evinin gerçekten kendi türü için hatta kendi erkeği için bile güvensiz olmasıdır.
Örümceğin evi aynı zamanda avlanma alanıdır. Buraya yanlışlıkla gelen diğer böcekler av olurlar. Aynı zamanda dişi örümcek kendisini döllemeye gelen erkeğini de, dölleme işleminden sonra yer. Dişi örümcek kendi erkeğine karşı bile bu kadar acımasızdır. Bunun için Allah dişi örümceğin evinin en güvensiz ev olduğunu ayette söylemiştir.

KAYNAK : www.kurandaceliskiyoktur.com

10/10/2007

Altıncı Ekspres !!! -- Uzay Bir Sonraki Nesil --

Kaynak: www.nationalgeographic.com.tr

 

 

Sputnik, bundan tam yarım yüzyıl önce Dünya'dan ayrılıp bilinmeyene doğru yol aldı... Uzay çağı tüm hızıyla sürüyor ve artık, uzayın derinliklerinde insansız araçlar kol geziyor.

 

Uzay çağı 4 Ekim 1957 tarihinde, serin bir akşamda başladı. Sovyet R-7 tipi balistik füzenin burnuna takılan 84 kiloluk alüminyum bir küre olan Sputnik, Aral Gölü'nün 160 kilometre kadar doğusunda, Kızıl Kum Çölü'nün eteklerindeki fırlatma rampasından çıkıp gökyüzünde beyaz çizgiler çizerek ilerledi.

O, Dünya'nın çevresinde yörüngeye oturacak olan, insan yapımı ilk nesne idi. İnsanlık tarihinde keşif ve buluşlarla dolu diğer çağlar kadar önemli bir dönem başlamıştı. İnsanlar Dünya'nın çevresinde yörüngeye oturacak, uzayda yol alacak ve -en önemlisi de- Ay'a ayak basacaktı.

Sadece 15 yıl sonra, Aralık 1972'de Ay'a yapılan son Apollo görevinin ardından bu dönem sona erdi. 1981'de, bir teknoloji harikası olan uzay mekiğinin kolayca zarar görebilir, pahalı ve tehlikeli olduğu ortaya çıktı. Alçak yörüngenin ötesine geçememesi, uzay uçuşlarını hiçbir yere varmayan, yüksek teknolojili bir dizi sefere dönüştürdü. 2003'te uzaya yapılan bir diğer seferde Columbia uzay aracı, Teksas (ABD) üzerinde patlayıp içindeki yedi astronot yaşamını yitirdiğinde araştırmacılar eleştiri oklarını insanlı uzay uçuşu programının bir amacı olmamasına yöneltti.

Buna yanıt ABD Başkanı George W. Bush'tan geldi ve Bush, yeni bir "Uzay Keşif Vizyonu"nun ana çizgilerini açıkladı: Amerikalı astronotlar 2020 yılına kadar Ay'a tekrar ayak basacak ve sonuçta Mars'a gideceklerdi. ABD yeni füzeler için sipariş veriyor, yeni uzay mekikleri inşa ediyor, Ay'a kurulacak üs için planlar yapıyor ve Amerikan kamuoyunun uzay araştırmalarına verdiği desteği ve bu konudaki ilgiyi 1960'larda olduğu gibi canlandırmaya yönelik zorlu bir çalışma yürütüyor.

Sputnik'i fırlatan R-7 füzesi teknolojik bir güç gösterisi ve Batı'ya büyük bir meydan okumaydı. Efsanevi füze tasarımcısı Sergey Korolev liderliğindeki Sovyet bilim insanları sadece ABD topraklarına nükleer silah fırlatabilecek bir füze geliştirmekle kalmamış aynı zamanda Ay'a ve ötesine giden yolu da açmış oldular. Sovyet basını bu başarıyı, "Günümüz nesli, yeni sosyalist toplumun özgür ve bilinçli insan gücünün insanoğlunun en ihtiraslı hayallerini dahi gerçekleştirdiğine tanık olacak" diye duyurdu.

Bir ay sonra Sovyetler, öncekinden altı kat ağır olan, 508 kiloluk Sputnik 2'yi içinde Laika adlı bir köpekle birlikte fırlattı. Laika, aşırı derecede ısınan uzay mekiğinin içinde sadece birkaç saat dayanabildi ama Ruslar istedikleri mesajı vermişti; yörüngeye bir köpek yerleştirebiliyorlarsa eğer, uzaya bir insan da gönderebilirlerdi.

İzleyen birkaç yılda, gerek ABD gerekse Sovyetler Birliği yeni teknolojiler geliştirdi ama her iki ülke de aynı temel zorluklarla karşılaşıyordu. Fırlatmanın fiziği değişmiyordu ve bu, günümüz için de geçerli. Uzaya fırlatılan bir nesnenin alçak yörüngeye ulaşması için saatte 27.000 ila 29.000 kilometre hıza erişmesi; bir uzay mekiğinin yerçekiminden tümüyle kurtulmak ve başka bir yere uçmak için saatte yaklaşık 40.000 kilometre yol alması gerekli...

Kaynak: www.nationalgeographic.com.tr